GÜNCEL - Ordunun En Tepesinin Oğlu pkklı Terörist ile - Camlica Vadisi - Aylık Mustakil Yerel Gazete
Ordunun En Tepesinin Oğlu pkklı Terörist ile
Yazı
Boyutu
Tarih : 22.07.2010 - 06:40:46
Vakit, şok bir fotoğrafa ulaştı. Tüm Türkiyeyi hayretler içerisinde bırakacak fotoğraf, bir PKK teröristi ile PKK ile mücadelenin başındaki subayın oğluna ait. İnanması zor ama gerçek.
ilker başbuğ, israilde ağlama duvarı önünde şeriatçı yahudi genciyle samimi vaziyetteki resimleri daha önce sadece Vakit ve Çamlıca Vadisi Gazetesi'nde yayınlanmıştı. Şimdi ise, şeriatçı yahudiye sımsıcak başbuğ paşanın oğlunun pkk'lı terörist ile çekilen fotoğrafını yayınlıyoruz.
Ve Soruyoruz:
T.C. ordusunun en tepesindeki başbuğ paşa, pkk ile mücadele eden vatan evlatlarımız (er ve subaylarımız) öldürülürken pkk ile işbirliği yapan subayların olduğunun belgelenmesi üzerine hemen gerekeni yapmamanın nedeni ne? Darbeci subayların pkk ile ilişkilerinin olması bir tesadüf mü? Bu ülkede kimler neyi amaçlıyor?
Senin, israilde yahudi şeriatçı gençle ve oğlunun da pkk'lı teröristle fotoğraflarınızın ortaya çıkması normal mi?
Beykoz'daki dalan'ın arazisi üzerinde çıkan darbecilerin mühimmatı için "Bunlar boru" demiştin; albay çiçek'in darbe planları için "kağıt parçası" tabirini kullanmıştın; şimdi, oğulcuğunun pkk'lı teröristle birlikteki samimi fotoğrafı için hangi sözü sarfedeceksin?
Ha, sahii; görev süren çoktan dolmuştu! İstifa etme veya emekliye ayrılmayı düşünecek misin?
Çamlıca Vadisi
YENER DÖNMEZ'İN HABERİ Terörist, Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'un oğlu Murat Başbuğ'la çekilmiş fotoğrafıyla ilgili “Arkadaşım” iddiasında bulundu.Terörist, Murat Başbuğ'dan bazı asker tanıdıklarının görev yerlerinin değiştirilmesi talebinde bulunduğunu ileri sürdü.
İşte Vakit'in ulaştığı o fotoğraf ve bu kişilerle ilgili geniş bilgi: 09 Nisan 2009 tarihinde İstanbul'da PKK terör örgütüne yönelik yapılan operasyonlarda, Burhan kod adlı Hasan Lala, Melike kod adlı Hacer Nar ve Ali kod adlı Yılmaz Ayyıldız isimli PKK teröristleri yakalanmıştı. Vakit, yakalanarak cezaevine konulan bu 3 teröristle ilgili detaylı bilgilere ulaştı. Yakalanan şahıslar, İstanbul Başsavcılığı'nda yapılan sorgulamada, örgüt adına kırsal ve siyasal alanda örgütsel faaliyet yürüttüklerini kabul ettiler. Şahısların ev aramalarında ruhsatsız silahların yanı sıra çok sayıda örgütsel doküman da ele geçirildi.
KİM BU İSİMLER? Hacer Nar savcıya verdiği ifadesinde, İbn-i Sina Hastanesi'nde 1992 senesinden itibaren 2 yıl hemşirelik yaptıktan sonra sol düşünceye mensup olduğu için arkadaşları ile beraber bazı zamanlar DEP'e gidip gelmeye başladığını, kendisini bu hareketliliğe kaptırarak, hemşirelik görevinden ayrıldığını, İran'a illegal yollardan çıktığını anlattı. Nar, 1994 yılında DEP'li Kars-Digor Belediye Başkanı Ali Ayman aracılığı ile kırsala çıktığını ve Madur kampına giderek burada kamp sorumlusu Şemdin Sakık ile görüştüğünü anlattı. Çok sayıda askerin öldürüldüğü eylemlerde yer aldığını itiraf eden Hacer Nar, terör örgütünde bayanlardan oluşan bölüğün komutanlığını yaptığı öğrenildi.
BDP'Lİ MİLLETVEKİLİNİ ANLATTI Terörist Nar, BDP İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel'in, örgütün tek tip elbisesini giyerek 2004 Haziran ayında Türkiye'den katılan PJA delegesi olarak kongreye katıldığını da söyledi.
BARIŞ ANNELERİ İNİSİYATİFİ İLE İLİŞKİLERİ Nar'a örgüt tarafından 2004 yılının son aylarında, örgüt içerisinde almış olduğu eğitimler sonrası Türkiye'de yasal olarak faaliyet gösteren legal kurum ve kuruluşlarda görev alması yönünde talimat verilmiş. Sahte kimlikle Türkiye'ye geçişi sağlanan Nar, İstanbul'da bulunan Barış Anneleri İnisiyatifi'nde aktif görev almış.
UZAKTAN KUMANDALI BOMBA KONUŞMALARI Evinde yapılan aramada çok sayıda örgütsel doküman ve yayın ele geçirilen diğer PKK'lı terörist Yılmaz Ayyıldız'ın, Ferit Baran isimli örgüt üyesi vasıtasıyla kırsala gönderdiği iki militan, Van Emniyet Müdürlüğü tarafından yakalanmış ve bu şahısların Yılmaz Ayyıldız'ın kullandığı telefonla irtibat kurdukları ve örgütsel içerikli konuşmaları adli olarak tespit edildi. Yine Yılmaz Ayyıldız'ın telefon görüşmesinde, görüştüğü şahsı öncelikle uygun telefon için yönlendirdiği ve akabinde uzaktan kumandalı bomba ve örgütsel malzeme teminine matuf konuşmaların gerçekleştiği de hukuki olarak tespit edildi.
VE HASAN LALA'NIN EVİNDEN ÇIKAN DOKÜMANLAR Bu 3 isimden sonuncusu ise Burhan kod adlı Hasan Lala. Bu ismin, dağa çıkacak gençleri sorumlu örgüt mensuplarına yönlendirdiği ve başkasına adına alınmış hatlar üzerinden telefon görüşmelerini gerçekleştirdiği, iddianamede yer almıştı. Vakit, terörist Hasan Lala'nın evinde yapılan aramada ele geçirilen dokümanların detaylarına ulaştı. Hasan Lala'nın ikametinde bulunan bilgisayarında PKK güdümünde yayın yapan internet sitelerinden indirilen dokümanlar ile terör örgütünün gençlik yapılanması olan YDGM (Yurtsever Demokratik Gençlik Meclisi) tarafından yapılan faaliyetlerin fotoğraflarıyla birlikte, HPG (Halk Savunma Güçleri)‘nin açıklamalarını içeren bildiriler, araç yakma eylemlerinin üstlenildiğine ilişkin haberler ve örgütsel mail adresleri bulundu. Yakalan şahıslara ait evlerde yapılan aramalarda çok sayıda örgütsel dokümanın yanı sıra biri ruhsatsız Glock marka ruhsatsız silah ele geçirildi.
ÖCALAN'IN AÇIKLAMALARI ÇIKTI Hasan Lala'nın bilgisayarında yer alan “export\File Finder 11-04-2009 03-49-21\Office97+ Compound Document Type (DOC, XLS, PPT)\1” adlı dosyanın içerisinde; PKK/KONGRA-GEL terör örgütü güdümünde yayın yapan internet sitelerinden indirilmiş haberler bulundu. Bu haberler içerisinde bölücübaşı Abdullah Öcalan'ın, terör örgütünün üst düzey yöneticilerinden Murat Karayılan'ın ve terör örgütünün askeri yapılanması olan HPG(Halk Savunma Güçleri)'nin açıklamalarının yayınlandığı, ayrıca terör örgütü mensuplarının gerçekleştirmiş oldukları araç yakma eylemlerinin üstlenildiğine dair haberlerin yayınlandığı word dosyaları bulundu. Bilgisayarda, Abdullah Öcalan'ın avukatları ile yapmış olduğu görüşme notlarının, KCK sorumlusu Murat Karayılan'ın yaptığı propaganda konuşmalarının ve PKK'nın silahlı kanadı HPG'nin ve gençlik yapılanması olan YDG-M'nin yazılı açıklamaları da bulundu.
ELE GEÇİRİLEN BELGELER ŞÖYLE “export\File Finder 11-04-2009 02-28-09\Zip\1” adlı dosyanın içerisinde bulunan belgeler şöyle: PKK/KONGRA-GEL terör örgütü Askeri kanadı olan HPG (Halk Savunma Güçleri)‘nin açıklamaları
“Kadın Gerilla çiğdem can” isimli uzantısı değiştirilmiş belge
PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün sözde sistemi olan olan KCK (Koma Ciwaken Kürdistan) Yürütme Konseyi‘nın yapmış olduğu “KCK AKP yeni savaşa davetiye çıkarıyor” isimli belge
“Bezele baskınına ilişkin ilk açıklama” isimli belge
“Çatışmada 6 asker öldürüldü” isimli belge
“Sivas'ta yaşamını yitiren gerillanın kimliği açıklandı” isimli belge
“HPG ANAKARARGAH KOMUTANLIĞININ AÇIKLAMASI” isimli belge
“HPG Medeni Norşinin intikamı alınacak!” isimli belge
“export\File Finder 11-04-2009 02-28-09\PNG\1” adlı dosyanın içerisinde; PKK/KONGRA-GEL terör örgütü güdümünde yayın yapan www.rojacıwan.com isimli internet sitesinin resmi ve PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün gençlik yapılanması olan YDGM tarafından açılmış pankartın fotoğrafı olduğu görüldü.
SALDIRI ÖNCESİ ÇEKİLMİŞ FOTOĞRAFLAR Terörist Hasan Lala'nın ikamet adresinde elde edilen “LACIE_1207711085002KR2U2SA_160 GB Taşınabilir Hard Disk'te export\File Finder 11-04-2009 tarihinde Export edilen 02-28-09\JPG\1” adlı dosyanın içerisinde, PKK/KONGRA-GEL terör örgütü mensuplarının terör örgütünün sözde kırsal alanında üzerlerinde terör örgütünün sözde askeri elbisesi ve silah bulunurken örgütün sözde bayrağı önünde çekilmiş fotoğrafları bulundu. Dosyaların yapılan operasyon öncesi farklı tarihlerde oluşturulduğu tespit edildi.
FOTOĞRAFLAR SORULDU Burhan kod Hasan Lala isimli örgüt üyesinin savcılıktaki sorgusunda şok iddialarda bulunduğu öğrenildi. Savcılık sorgulamasında bu fotoğraflarda yer alan şahısların kimler olduğu, bu örgüt üyelerinin isimleri ve örgüt içindeki konumları soruldu.
ŞOK BİLGİLER: MURAT BAŞBUĞ'LA ÇEKİLMİŞ FOTOĞRAFLARIM ONLAR Bu fotoğraflardan bazıları için Burhan kod Hasan Lala'nın verdiği cevaplar hayret uyandırdı. Lala'nın iddiasına göre, kendisiyle birlikte çekilmiş çok samimi fotoğrafların birçoğu Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un oğlu Murat Başbuğ'a aitti. O fotoğraflardan birinde gerçekten, Lala, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un oğlu Murat Başbuğ'la yan yana görülüyor.
MURAT BAŞBUĞ VE LALA YANYANA Yukarıdaki fotoğraf, Hasan LALA isimli şahsın ikameti olan adreste -Beşiktaş ilçesi Kültür Mahallesi Ahmet Yesevi Sokak No :4- yatak odasında yapılan aramada bulundu.
ASKER YAKININA TORPİL Hasan Lala adlı terörist, evinde yapılan aramada elde edilen “GEVAŞ İLÇE JAND. ASAYİŞ KOMUTANLIĞI YOLDÖNDÜ KARAKOLU HAKAN TARİ ULUSLAR ARASI İLİŞKİLER” yazılı doküman hakkındaki savcılık sorusu üzerine, Van'da kısa dönem askerlik yapan bir yakınına yardımcı olmak üzere aracılık etmek için bu notları tuttuğunu söyledi. Hasan Lala, “İZMİR GAZİEMİR HAVA OKULUDA KD. ÜST ÇAVUŞ NATO İZMİRİ İSTİYOR ERDAL GÜLER SİCİL 2000/027” yazılı dokümanın ve dokümanda ismi geçen Erdal Güler'in kim olduğunun sorulması üzerine de, bu şahsın İzmir'de Gaziemir Hava Okulunda rütbeli pilot olduğunu ve İlker Başbuğ'un oğlu Murat Başbuğ ile görüştüğünü öğrenen yakınlarının isteğiyle bu şahsın yerinin değiştirilmesi için yazmış olduğu not olduğunu ifade ve iddia ettiği öğrenildi.
BAŞKA ASKER ÇOCUKLARI İLE DE İRTİBATI VAR Galeri işleten Lala'nın, maddi imkanlarını da kullanarak başka asker çocukları ile de yakınlık kurduğu da tespit edildi ve bu irtibatlar savcılık ifadesinde soruldu. Ele geçen belgelerde, Lala'nın bir reklam ajansına da ortak olduğu ve çok sayıda yerli ve yabancı bayanla fotoğrafların çekilmiş olduğu ve bayanlardan oluşan bu çevrenin etkinliklerde yer aldığı görüldü.
KAMUOYU AÇIKLAMA BEKLİYOR Kamuoyu bu şok fotoğraf ve Hasan Lala adlı teröristin “arkadaşım” iddiasıyla ilgili Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'dan açıklama bekliyor. Cevap bekleyen sorular şöyle: *Bu fotoğrafı neyle izah ediyorsunuz? *Murat Başbuğ'un Hasan Lala adlı teröristle arkadaş olduğu doğru mu? *Doğru ise, PKK'lı olduğunu bilmiyor muydu? *PKK'lı Lala'nın asker yakınlarıyla ilgili talepleri yerine getirilmiş midir?
Vatanseverlerin Haykıran Sesi Vakit Gazetesi 22.07.2010
ÇAMLICA VADİSİ'NDEKİ ÖNCEKİ YAYINLARIMIZ:
Başbuğ, İsrail Ordu Dergisine Yazı Yazmış
Mavi Marmarada 9 Türk aktivisti şehid eden İsrailin ordu dergisinde Paşanın yazısı yayınlandı. İsrail Genelkurmay Başkanı Aşkenazi, İlker Başbuğun İsrail silahlı kuvvetleri dergisi Maarachotun son sayısına bir makale ile katkıda bulunduğunu açıkladı.
İsrail Genelkurmay Başkanı Gabi Aşkenazi, Türkiye ile yaşanan diplomatik krize rağmen, iki ülke arasında askeri bağların güçlü olmayı sürdürdüğünü söyledi. İsrail-Türkiye arasında komutanlar seviyesinde görüşmelerin sürdüğünü ifade eden Aşkenazi'nin açıklamalarıyla bir skandal da gün yüzüne çıkmış oldu.
Katil israilin şerefsiz komutanı Gabi Aşkenazinin söyledikleri doğruysa Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanıİlker Başbuğ, İsrail'in silahlı kuvvetler dergisi Maarchot'un son sayısına bir makale yazmış.
Daha 9 şehidimizin kanı kurumamışken siyonist israilin baş katili bu makaleyi "iki ülkenin orduları arasındaki yakın bağların sürdüğünün bir kanıtı" olarak öne sürdü.
Lieberman Yine Küstahça Konuştu
İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman ise ziyaret ettiği Finlandiya’nın başkenti Helsinki’den İsrail Ordu Radyosu ile yaptığı mülakat sırasında İsrail’in, “Gazze filosu” baskını nedeniyle Türkiye’den özür dilemeyeceğini tekrarladı. Türkiye’nin “yanlış diplomasi”ni yürüttüğünü öne süren Lieberman “Her ülke, kendi diplomasini seçiyor ve Türkiye, yanlış yönü seçtiği için üzüldüm” dedi. Lieberman, Türkiye’nin “yanlış diplomasi” seçtiği için İsrail’in “özür dilemesi veya diplomasini değiştirmesi gerekmediğini” belirtirken de İsrail’in, Türkiye’ye yönelik davranışlarını “çok makul” olarak niteledi.
Başbuğ Cevap VER Şehidin Eşi Soruyor
Canlarımız yanarken.. Genelkurmaylık susuyor. Bir çok paşaya villa yapılırken; Sarıyayla Karakolu için ödenek yok sözüyle güvenlik önlemi alınmıyor. Yavrularımız, bir kaç sorumsuz paşanın yüzünden ölüyor İşte, şehidimizin eşinin sözleri:
Şehit eşinden konuşulacak sözler!Tunceli Sarıyayla Karakolu'nda şehit düşen uzman çavuş Kemal Koçyiğit'in 23 yaşındaki eşi Lale Koçyiğit, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Genelkurmaylığın ve başbuğ efendinin haddi olmayan konulara müdahil olmasına alıştığımız ülkemizde; neden Tunceli katliamıyla ilgili söylenen, yazılan ve iddia edilen suçlamalara cevap vermek yerine susmayı tercih ettiğini merak ediyoruz!
Yasemin Çongar'a konuşan Koçyiğit eşinin karakol koşullarını anlattı. İşte iki tam sayfa yayınlanan röportajdan can alıcı bölümler.
DERE SUYUNDAN PİLAV
-Bu ordu kendi askerini o karakola koydu, unuttu. Dere suyunda yıkandıklarını biliyorum, yemeklerini de o suyla yaparlardı.
-Eşim 20 yaş dişi çıkarıyordu. Ancak doktor filan yoktu. Bir antibiyotik buldu, son kullanma tarihi geçmişti. 'Ölür müyüm' deyip aldı.
-Karakolun etrafındaki tehlikeli olduğunu söylemişti. 'Köye inmiyoruz' demişti. 'Buraya olsa olsa köyden gelir' diye söylerdi.
SİLAH SESİNDEN KORKUYORLAR
-Zavallı çocuklar. Korkuyorlar gerçekten korkuyorlar.O silah seslerini duydukları zaman bile korkuyorlar inanın. Ben şu kadarcık beynimle bile düşünebiliyorsam.
-Ambulansın takviye birliklerden önce geldiğini öğrendim. Sanki teröristlere 'İşinizi rahat yapın, biz sakin sakin geliyoruz' denilmiş.
İLAÇLAR ESKİ
-"Sürekli konserve yiyoruz" derdi. Bazen fındık fıstık gönderen oluyordu, öyle güzel şeylere seviniyordu. Hastalınırdı boğazı şişerdi. İlaçlar eskiydi, tarihi geçmiş ilaçları kullanıyorlardı.
-Bana bir ilaç söyledi , ben internetten araştırdım, "iyi gelir mi gelmez mi" diye, sonra tarihinin çok eskidiğini öğrendik.
-Yani askerler bu işi çok da istekli yapmıyorlar. Gerçekten güvenlik adına bazı sıkıntılar var. Korunmuyorlar. Zaten Jandarma, askeriyeninin en alt sınıfı belki ve birçok sıkıntıyı en çok onlar çekiyorlar. Bir çok kişi korktuğu için bunu söyleyemiyor.
DAĞLARA ÖZEL EĞİTİMLİ ASKER GİTMESİ LAZIM
-Dağlara özel eğitimli asker gitmesi lazım. Daha yeni acemi birliğinde silah tutmayı bir ay evvel öğrenmiş birinin gidip Tunceli'nin dağında, Hakkari'nin dağında, yani onların orada ne işi var?
-Kurşun geçirmeyen duvarlar var, kurşun geçirmeyen camlar var, kurşun geçirmeyen yelekler var. Bir sürü modern askeri teçhizat var. O zaman o karakollara onları koysunlar.
-Ya insan vatanından korkar mı ya? Bu nedir bu? Bunun adı tam bağımsızlık mıdır?Bu asla öyle bir şey değildir. Kimse konuşmasın o zaman. Kimse çıkıp "Tam bağımsız Türkiye" demesin o zaman. Acı olan bu zaten.
-30 yıldır 'şehitler ölmez vatan bölünmez' diyoruz. Peki söyleyin ne değişti?
Taraf 7.5.2010
Başbuğ Neden Hala Duruyor
29 Nisan 1943 doğumlu olan Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ dün 67nci yaşını doldururken, devlet memurluğu sıfatı da sona erdi. Ama, gitmemekte israr ediyor. Bazıları, makamlara kazık çakmaya çalışsa da sezer de gitmişti; başbuğ da gidecek.
Bu da mı yalan Paşa
Hava Kuvvetleri eski Komutanı Org. İbrahim Fırtınanın; “Hastane ve sosyal tesislere, evlatlarını ziyarete gelen siviller, başörtülerini açsalar bile nizamiyeden içeri alınmayacaklar” şeklinde emir verdiği ortaya çıktı.
Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, ısrarla darbe planlarındaki korkunç senaryoları ve cuntacıların camilere yönelik saldırı planlarını “Allah Allah diyen ordu Cami bombalar mı” diye reddederken, bir bir ortaya çıkan belge ve görüntüler, adeta Başbuğ'u yalanlar nitelikte... Vakit'in ele geçirdiği belgeye göre, Hava Kuvvetleri eski Komutanı Emekli Org. İbrahim Fırtına, görevdeyken dindar insanları rencide edici akla ziyan talimatlar vermiş. İbrahim Fırtına imzasıyla hazırlanan “Yıkıcı-Bölücü Faaliyetlere Karşı Koyma” Planında yer alan emirlere göre başörtülü vatandaşlar, askerî hastanelere ve askerî tesislere sokulmayacak, yakını örtülü olan personel derhal istihbarat birimlerine bildirilecek.
FIRTINA'YA GÖRE SAKAL VE TESETTÜR ÇAĞDIŞI Orgeneral İbrahim Fırtına'nın sözde Yıkıcı-Bölücü Faaliyetlere Karşı Koyma adı altında hazırladığı kişiye özel ve gizli ibareli belgede; dinî sembol, başörtüsü ve sakal çağdışı olarak belirtilerek, birinci derecede mücadele edilmesi gereken unsurlar olarak yer alıyor. Bu unsurları taşıyan askerî personelin hiçbir askerî kuruma alınmaması için gerekenlerin ivedî bir şekilde yapılmasını isteyen Fırtına, şu talimatları hazırlamış; “Anayasal düzene karşı siyasi veya dini bir akımın sembolü haline gelmiş çağdışı bir kılık, kıyafet (Başörtüsü ve Manto) ve sakala sahip kişilerin T.S.K'ne ait birlik karargah, kurum, sosyal tesis ve lojman gibi yerlere sokulmaması yolundaki uygulamalar ile diğer emir ve yönergelerde belirtilmiştir. Askeri Konutlardan istifade eden personel ve aileleriyle, ziyaret maksadıyla gelen sivil personelden giyim tarzı çağdaş olmayan, inkılap kanunlarına aykırı, siyasi veya dini bir akım veya ideolojiyi belirleyen kılık ve kıyafette olanlar ile tutum ve davranışları ile Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı davrandığı ve irticai görüşleri benimsediği, bu gibi faaliyetlerde bulunduğu tespit edilenler konutlar bölgesine alınmayacaktır.”
MERHAMET EDİLMEYECEK Başörtüsü tahammülsüzlüğünde sınır tanımadığı anlaşılan Fırtına, başörtülü asker yakınlarına olan hazımsızlığını, verdiği emirlerde adeta kusuyor. Tespit edilen başörtülü asker yakınlarının daha sonra başlarını açsalar bile onlara merhamet edilmeyeceğini emreden Fırtına, verdiği emirlerde, “Askerî tesis nizamiyelerine (Askeri Lojman, Askeri Gazino, Askeri Hastane, Orduevi, Özel Eğitim Merkezi gibi askerî sosyal tesislerde) çağdaş olamayan kılık kıyafet (Başörtüsü ve Manto) ile ziyaret amacıyla geldikleri tespit edilen kişiler, kıyafetlerini uygun hale getirseler bile nizamiyelerden içeri alınmayacaktır” diyor.
BAŞÖRTÜLÜ ASKER YAKINI, KESİNLİKLE ASKERÎ HASTANEYE GİREMEZ Başörtülü asker yakınlarının özellikle askerî hastanelerden yararlandırılmaması için titiz davranılmasını isteyen Fırtına, “Çağdaş olmayan kılık kıyafet (Başörtüsü ve Manto) giyinen personel aileleri kesinlikle askerî hastanelerden faydalandırılmayacaktır. Bu tür personelin kimlikleri tespit edilerek bilgi ve belgeler oluşturulduktan sonra, İstihbarat Başkanlığı'na yazı ile bildirilecektir” şeklinde emir vermiş.
ASKERÎ LOJMANDA OTURMAYAN PERSONEL MERCEK ALTINA ALINMIŞ Başörtüsü ile sakalı çağdışı olarak algılayıp mücadele için akıl almaz emirler yağdıran Fırtına'nın çalışmaları bununla da bitmiyor. Askerî lojmanlarda kalmayan personelin dahi tek tek araştırılmasını isteyen Fırtına, çocukları İmam Hatip Liselerine veya dindar insanlara ait okul veya dershaneye giden askerî personelin de derhal tespit edilmesinin ve bunların raporlar halinde askerî istihbarat birimlerine ulaştırılarak gerekli soruşturmanın başlatılmasını istiyor. İşte din düşmanlarını aratmayacak o diğer emirler şöyle: “Lojman puanı lojmana girmeye yeterli olup da lojmana giremeyen personelin, lojmanlardan yararlanmama nedenleri araştırılacak, bu personelden yıkıcı-bölücü faaliyetlere karıştığı tespit edilenler hakkında gerekli işlemler yapılacaktır.”
İMAM HATİP LİSELERİ, DERSHANE VE YURTLAR DA MERCEK ALTINDA Talimatın devamında şu ilginç satırlar yer alıyor: “Kontrol altında bulundurulan personel haricinde; personelden ailesi çağdaş olmayan kılık kıyafet giyinen, çocuklarını İmam Hatip liseleri ile irticai nitelikte faaliyet yürüten okul, dershane ve yurtlara gönderenlerin tespiti halinde, konuya ciddiyetle yaklaşılarak ‘Adamsendeci' bir yapı içerisinde ‘Benden bulmasın da kimden bulursa bulsun' mantığı ile hareket etmeyecek, gerekli bilgi, belgeler oluşturularak işlem yapılması sağlanacak.” Vakit Gazetesi 1.2.2010
Org. Başbuğ HEMEN ÖZÜR DİLESİN
Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un bugün Trabzonda Oruç Reis Kruvazöründe yaptığı ima okuyucularımız tarafından iğrenç ve tahrik edici bulundu. Bakın, tarih neyin benzetmesine uyuyor. İnanın bu tarih dersi ufkunuza çok şey katacak..
ilker başbuğ, israilde ağlama duvarı önünde şeriatçı yahudi genciyle samimi vaziyette...
Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un bugün Trabzon'da Oruç Reis Kruvazörü'nde yaptığıilginç benzetme değişik yorumlara sebep oldu. Bazı çevrelerin son dönemde TSK'yi yıpratma çabasına girdiğini belirten Başbuğ, isim vermeden hedef gösterdi. Başbuğ, tehdit gibi algılanan konuşmasında, "Son dönemlerde TSK'ya karşı yürütülen asimetrik harekata değinmek istiyorum. Bu konuya değinmeyi özellikle bugün özellikle üzerinde olduğumuz Oruç Reis Fırkateyni'nde açıklamamın özel bir nedeni var. Bunu herkes açıkça anlamaktadır" dedi.
19.12.2009
1925’in Hamidiye’si, 2009’un Oruç Reis'i...
Org. Başbuğ’un herkesin anlayacağını ifade ettiği benzetme neyi işaret ediyor. Bugüne "Atma Hamidiye atma, şapka da giyeceğuk, vergi de vereceğuk. Bi tek bizi namazdan koverttirme (namazımıza engel olma)" sözleriyle gelen Hamidiye zırhlısının Şapka devrimine karşı çıkan Rize’yi topa tutmasının dışında, bölgedeki açıklamanın uzandığı başka bir hadiseyi hatırlayan var mı? Sayın Başbuğ’un “anladınız” dediği benzetme şayet buysa bakın
Ne oldu 1925’de Rize’de?..
Şapka Kanunu'nun çıkmasıyla birlikte Erzurum, Rize, Sivas, Maraş, Giresun, Kırşehir, Kayseri, Tokat, Amasya, Samsun, Trabzon ve Gümüşhane'de sert direnişler yaşandı. Hepsi çok şiddetli, hatta vahim bir şekilde bastırıldı. Halbuki, şapka devrimine direnmenin cezası, kanuna göre, üç aya kadar hafif hapisti. Ama o dönemde şapka, İstiklal Mahkemeleri'nin en önemli maddesi haline getirildi. Ve şapkaya direndikleri gerekçesiyle, başta İskilipli Atıf Hoca olmak üzere, Rize'de 8, Maraş'ta 7, Erzurum'da 4, Sivas'ta 3, İskilip'te 2, Menemen'de 28 ve diğer yerlerle birlikte toplam 78 kişi idam edildi.
Sivas, Erzurum ve Maraş’taki başkaldırıların aksine Rize’de çıkan isyan, etkisi bakımından diğerlerinden farklılık arzetmektedir. İsyan sonucunda kurulan İstiklal mahkemelerinde 143 kişi yargılanmıştır ve sanıklardan ondördü 15, yirmiikisi 10, ondokuzu 5 yıla mahkum edilmiştir, 8 kişi ise idam cezasına çarptırılarak idam edilmiştir.
ilker başbuğ, israilde yahudilerin kutsal mekanı ağlama duvarında ibadet ederken..
Rize’deki isyanın çıkış noktası Güneysu idi
Güneysu (eski adıyla Potomya/ Başbakan Tayyip Erdoğan’ın memleketi) Rize’den 13 kilometre uzakta bulunan bir nahiye. 1925 yılında Güneysu’da başlayan isyanın haberini alan zamanın Rize Valisi Mehmet Hurşit Bey derhal durumu telgrafla Ankara’ya bildirir.Valinin çektiği telgrafın ardından, Hamidiye kruvazörü Rize açıklarına gelip dağları topa tutar. Bazı anlatımlara göre şehir de bombalanır ve ağır zayiat görür. Olayın ilginç yanı ise Hamidiye kruvazörü dağları topa tuttuğu zaman, Rize’de devam etmekte olan bir isyan yoktur. Güneysu’dan şehir merkezine yürüyen insanların da çoğu kendi teslim olur. Teslim olanlar hiç vakit kaybedilmeden İstiklal Mahkemeleri’ne çıkartılır ve Takrir-i Sükun Kanunu doğrultusunca yargılanır. Yargılama sonucunda sekiz idam kararı çıkar, suçsuz onlarca insan da Sinop ve Adana’daki cezaevlerine gönderilir. 30 Aralık 1925 tarihli cumhuriyet gazetesi idam edilen 8 kişinin resimleri ile birlikte haberi şu şekilde yayınlar: “Rize’den matbaamıza yazılıyor: Köy İmamlarının ve bazı mürtecilerin teşviki ile 25-26 teşrinisinde başlayan isyan, Cumhuriyetin azm ve savleti neticesinde süratle bastırıldı.”
Milleti tehdit, o makamı yıpratır
Sayın Genelkurmay Başkanı Org. Mehmet İlker Başbuğ’un altını çizerek yaptığı benzetme, tarihimizdeki bu acı olayın hatırlatılması ise Sayın Başbuğ’a ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ni temsil eden o makama “böyle bir benzetme hiç doğru olmamıştır” diyoruz. Bu milletin bağrından çıkan bir ordu, silahını milletine doğrultamaz, doğrultmamalıdır. Bunu ima ettikten sonra ordunun yıpratılma çabalarından söz etmenin ise hiç bir faydası yoktur. Zira orduyu böyle bir benzetmeden daha fazla yıpratacak başka ne olabilir ki...
Olmadı Paşam, bu sözlerle maksadın bu olmadığını zaman geçirmeden kamuoyuna açıkla... Ya da, "herkes anlar" dan kastın bizim de anladığımız ise, DERHAL ÖZÜR DİLE ve İSTİFA ET.
O makama, halkın ordusu olmayı hazmeden vatansever bir Generalimiz gelsin!
Her iki fotoğrafından fotomontaj oldugu acık gözle anlaşılabilmektedir. Balon haber yapanları tebrik ediyorum.
genelkurmaylık ve başbuğ paşa fotoğrafları yalanlamadı. Aksine, bu işin örtbas edilmesi-basına sızdırılmaması için paşa görevlendirildiği açıklandığı halde buna da cevap gelmedi.
Üstüne vazife olmayan konularda bile medyanın karşısına geçip beyanat vermeyi kendilerine görev addeden paşaların bu fotoğraflar hakkında sus pus olması ne anlama gelir?
Tayyip efendinin oğlu pkk'lı teröristle arkadaş olsaydı ve böyle fotoğrafı yayınlansaydı hemen istifası istenmez miydi?
Bazı makamlarda bulunanlar aile fertlerinin de kimlerle ilişki içerisinde olduğunu araştırmak-araştırtmak zorundadır.